| Yetiştirme Vazifesi |
|
|
|
Yetiştirme Vazifesinin İdrakli veya Otomatik İfası ve Yukarısı'nın Haberci ve Yardımcı TesirleriGünümüz Türkçe'sine Uyarlayan: Alparslan Salt“(...)Kainat baştanbaşa varlıklarla,yani belirli amaçlar (-ki bu amaçların hepsi tekamül gayesi etrafında toplanır-) uğrunda ilerleyen şuurlu ve idrakli tesirlere sahip varlıklarla doludur. (...)Her şey plan ve program dahilinde akıp gider. Böylece, kainattaki tüm varlıklar kendi kudretleri ve vazife planındaki gerekleri oranında kendilerine düşen işleri otomatik veya idrakli olarak yapmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerin başında gelen önemli bir vazife de varlıkların birbirlerini ve kendilerini kendi kapasiteleri oranında yetiştirmeleri ve daha yüksek bilgi ve idrak alanlarına çıkabilmeye hazırlamalarıdır. Bu, en kaba ve dünyasal örneğiyle,bir okul öğretmeninin yetiştirmekte olduğu öğrencisini inceleme,gözlem,deneyim ve düşünme alanında yükselterek ona bilgiler vermesine ve onu daha yüksek idrak hallerine yetiştirmeye çalışmasına benzetilebilir. İşte kainatta sayısız ve çeşitli kudret ve tekamül düzeylerindeki varlıklar da,böylece,kendilerine oranla daha geride olanlara çeşitli yollardan,uygun biçimlerde bilgiler,gözlemler vermek yoluyla onları yetiştirmek ve daha üst idrak aşamalarına hazırlamakla yükümlü bulunmaktadırlar. Dünya bedenleri içinde yaşayanlar bu öğrenim sisteminin en kaba örneklerini oluştururlar. Aslında dünyada bedenli her varlık kendi çapında,şu veya bu alanda bir öğretmendir. O bu fonksiyonunu bilerek veya bilmeden yapar durur. Ama kainat yalnız dünyadan ibaret değildir ki... Bu durumda kainatı dolduran diğer varlıkların bu fonksiyonun dışında kalacaklarını düşünmek akıl prensiplerine sığmayacağı gibi,nedensellik kuralına da uymaz.. Şu halde kainatın dünya araçlarıyla görülemeyen,fakat idraklenildikçe hissedilebilir varlıkları da,genel kainat planının kadrosu dahilinde birbirlerini yetiştirirlerken,aynı zamanda,tesirleri altında bulundurdukları dünya varlıklarını (-ki dünyadaki hiçbir bedenli bu tesirlerin dışında kalamaz-) yetiştirmek ve hazırlamak faaliyetinden bir an bile geri kalmazlar. Bunun için dünya araçlarını kullanarak,insanlara idrakleri oranında ve yararlanabilecekleri biçimde çeşitli ilhamlar,olaylar,tebliğler ve nisbeten daha maddi alanlarda gözlemler,rüyalar,içgüdüleri ve birtakım duygular gönderirler, böylece insanlara tekamüllerine yararlı yollarda kullanabilecekleri bilgiler yaratmaya çalışırlar ve bu şekilde insanlık idrakini bulunduğu aşamadan daha ileriye doğru geliştirmeye yardım ederler. Bunların içinde de ,dünyadaki varlıklar arasında olduğu gibi,bu vazifeyi bilerek veya bilmeden yapanlar vardır.”...“(...) Bir insan bir rüyasının sonradan gerçekleşmiş olduğunu saptadığında, bunu aktardığımız bu bilgiler ışığında incelemek ve bundan sonuçlar çıkarmakla akıllıca bir harekette bulunmuş olur. Aynı şekilde, etki altına alarak kendisini büyük bir felaketten kurtaran bir önseziye maruz kalmış kişi, bunu idrak edebilmişse, yine bu bilgiler ışığında düşünmek ve hareket etmekle gereken sonuç ve yararları elde etmiş olur. Yine,insan münasebetsiz sandığı (istenmeyen,hoş olmayan) bir olayın başına gelmesiyle, girişmiş olduğu ve hayırlı sandığı bir işin bozulduğunu görebilir ve o an için canı sıkılabilirse de,eğer sonradan, münasebetsiz sandığı bu olayın kendisine daha hayırlı bir başka olayı hazırlamış olduğunu idrak ederse,bunu da aynı bilgiler ışığında açıklamakla alacağı sonuçların verimini arttırmış olur. “(...)Kimi insanlar vardır ki,özel bir teknikle,doğal görünmeyen veya doğa-üstü adı verilen bazı fenomenler meydana getirebilirler. Örneğin Hint fakirleri bir ipi insana bir yılan gibi gösterebilirler. Bir hipnotizör uyuttuğu süjesine içirttiği normal suyun alkollü bir içki olduğu telkiniyle, süjesini adamakıllı sarhoş edebilir. Bir fasinatör, insana aslında mevcut olmayan bir objeyi veya bir insanı varmış gibi gösterebilir .Öte yandan iki yakın dost birbirlerini sıkıca düşündükleri sırada düşüncelerini birbirlerine rüyalar halinde de aktarabilirler. Şu halde, madde durumu bakımından tesir olanakları çok dar ve sınırlı olan insanların yapabildikleri bu tür olayları daha yüksek maddi olanaklara sahip bedensiz varlıklar yapamazlar mı? Neden yapamasınlar? Aksine, hem tekamüllerinin durumu uygun olduklarından,hem de ellerinde kullandıkları seyyal maddelerin zengin olanakları bulunduğundan bu tür fenomenleri yüzlerce,hatta -tekamül düzeyi çok daha yüksek olan varlıklar- milyonlar ve milyarlarca kez daha üstün biçim ve varyetelerde (çeşitlerde) meydana getirmek olanak ve kudretine daima sahiptirler. Onlar tesirlerini bir kısmına az önce değindiğim biçim ve tarzlarda kullanarak, sözünü ettiğim amaç ve hedeflerine ulaşırlar; bu tesir akışının bir biçimi gerçekleşen rüyalar tarzında oluşur. Bireysel veya kitlesel olarak birtakım imajlar göstermek şeklinde oluşan tesir akışında,kısaca, bu imajlarla insanların çeşitli yorumlama faaliyetlerinin uyarılarak,insanlığın istenilen tekamül ve idrak düzeyine yükselmesinde belirli hedeflere ulaşabilmesinin sağlanması amacı sözkonusudur." |


